Forex'in Tanımı ve Tarihçesi

Forex Nedir?

Forex kısaltılmış hali olan FX İngilizce Foreign Exchange sözcüklerinden oluşur ve finans piyasalarının vazgeçilmezleri olarak yerini aldığını kanıtlamıştır. Çünkü günlük 5,5 trilyon dolar işlem hacmiyle dünyanın en büyük ve en hızlı gelişen finansal bir piyasa olması kişileri forex piyasasına yaklaştırmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Farklı ülkelerin paralarının birbiriyle değiştirildiği bir döviz piyasasıdır. Forex piyasalarında dövizler arasında değişim temel alınsa da bu piyasanın beklenenden daha fazla ilgi görmesi sonucunda altın, gümüş gibi değerli metallerin dışına petrol ve farklı borsalara ilişkin endekslerde de işleme girilebilme özelliğine sahiptir. En çok işlem gören paritelerde gün içinde fiyatlar 18000 kereden fazla değişmektedir. Bu fiyat hareketlerinin göreceli olarak küçük olması (1 pip) sayesinde piyasa, kusursuz olarak çalışmakta ve likit olmaktadır. Forex piyasasının katılımcıları, ticari bankalar, merkez bankaları, portföy yönetim firmaları, sigorta şirketleri, büyük şirketler, korunma (hedging) fonları ve bireysel yatırımcılardır. Forex piyasasında emirlerin işlendiği genel bir merkez yoktur. Çünkü Dünyanın farklı yerlerinde coğrafi ticari merkezler vardır. Bu merkezler önem sıralarına göre Londra, New York, Tokyo, Singapur, Frankfurt, Zürih, Paris ve Hong Kong’tur. İşlemler; bankalar, kurumlar ve bireysel yatırımcılar arasındaki elektronik ağ üzerinden yapıldığından 24 saat boyunca işlem yapılabilir. Forex, günümüzde her ölçekte yatırımcının yalnızca bir internet bağlantısıyla günün her saatinde erişebildiği çok aktif bir piyasadır.



egitim videoları
forex araçları
forex sözlüğü
forex online eğitim
forex seminerleri

demo

Forex’in Tarihçesi
Bugün Forex olarak bilinen piyasaların temeli 1973 yılında atılmıştır. Fakat paranın bir para biriminden diğer para birimine çevrilmesi çok eski çağlara kadar uzanmaktadır. İkinci Dünya savaşından önce dünyada en baskın para İngiliz Pounduydu. Ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin Almanya ile olan mücadelesi sonucunda  Pound gücünü kaybetti. 1929 krizi ile gücünü kaybetmiş olan Amerikan Doları, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan ekonomisinin güç kazanması ile günümüze kadar en çok kullanılan para birimi olmuştur ve Amerika Birleşik Devletleri de dünyanın ekonomik gücü haline gelmiştir.

Bretton Woods Anlaşması:

Bretton Woods, küçük bir ABD eyaleti olan New Hampshire’deki Carroll kasabasının bir bölgesidir. 1944 yılında burada düzenlenen Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı ardından bir anlaşma imzalandı ve bu konferans ile ortaya çıkan sistem “Bretton Woods Sistemi” olarak isimlendirildi. Bretton Woods’ta, Mount Washington Oteli’nde yapılan konferansa 45 ülke katıldı. Bu konferans sonunda imzalanan anlaşma ile Uluslararası Para Fonu (IMF) merkezi kuruluş olarak kabul edildi. Anlaşma ile kurulan sisteme “Altın Borsası Standardı” da denmektedir. Ayarlanabilir bir sabit kur sistemi olan “Bretton Woods Sistemi” aynı zamanda bir altın döviz standardı oluşturmuştur. Çünkü bu anlaşma ile ABD Doları altına, diğer paralar da ABD Doları’na bağlanmıştı. Bu anlaşma ile 35 $, 1 ons altın sabit değerine eşitlendi. Ellerinde Amerikan Doları olan ülkeler merkez bankaları kanalıyla bu dolarları, ABD’de altına dönüştürebiliyorlardı. Yine ellerinde Amerikan Doları bulunan özel kişiler ise bunları ancak serbest piyasada altına dönüştürebiliyorlardı. Bretton Woods’un amacı, kısa dönemli dalgalanmalar karşısında döviz kurlarına istikrar sağlayacak bir düzen getirmek, döviz kuru değişimlerinde devalüasyonların doğmasına engel olmaktı. Anlaşmaya göre IMF, sistemin bu amaca göre yürütülmesinden sorumlu tutuldu.

Smithsonian Anlaşması:
Mart 1971’de, Avrupa Konseyi, Ortak Pazar ülkelerini ekonomik ve parasal birliğe doğru götürecek Werner Planı’nı hazırlayıp kabul etti. Ülkeler, Werner Planı kapsamında, Avrupa para birimlerinin kendi aralarında dalgalanmalarını istikrara kavuşturmak üzerinde anlaştılar. Avrupa para birimlerinin kendileri arasında döviz kuru hareketleri küçülmekte (yılan), Dolara (tünel) karşı ise göreceli olarak büyük kalmakta idi. Bu nedenle, bu sistem “tüneldeki yılan” (snake in the tunnel) ismini almıştı. 1971 yılının aralık ayında Belçika, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, İsveç, İsviçre, İngiltere ve ABD’den oluşan (Groups of Ten) ülkeler Washington’da Smithsonian enstitüsünde toplandılar ve Smithsonian anlaşmasını. Bu anlaşma ile ABD Dolarının esas yabancı ülke paralarına göre %8 oranında değeri düşürüldü. Fakat çok kısa süre içerisinde Amerikan Dolar kurundaki bu devalüasyon oranının yetersiz olduğu ortaya çıktı. Dolara spekülatif hücumlar karşısında 12 Şubat 1973 tarihinde %10 oranında yeni devalüasyon yapıldı. Fakat spekülatif hareketler o kadar yoğundu ki, 1 Mart-18 Mart 1973 tarihleri arasında döviz piyasaları kapatılmak zorunda kalındı. Döviz piyasaları 19 Mart’ta yeniden açıldığında Japon ve esas Avrupa para birimleri Dolar karşısında serbest dalgalanmaya bırakıldı. Başlangıçta bu geçici bir düzenleme olarak düşünülse de, yeni bir dönem – esnek kur sistemleri dönemi başlıyordu.

Avrupa Para Sistemi
1972 yılında ise Avrupa Topluluğu para birimlerinin Amerikan Dolarına olan bağımlılığını azaltmaya yönelik kararlar aldı. Buna yönelik ilk girişim Hollanda, Belçika , İtalya, Fransa, Batı Almanya ve Luksemburg’un kendi aralarında European Joint Float sistemini oluşturması ile başladı. Anlaşma özellikle döviz kurlarının Bretton Woods sisteminden daha geniş aralıkta dalgalanmasına olanak veriyordu. Bretton Woods sisteminin çöküşü ve Smithsonian Anlaşması üzerine Nisan 1972 tarihinde yeniden bir araya gelen Avrupa ülkeleri yılan aralığının ± %2,25, tünel aralığının ise ± %4,50 olması üzerinde anlaştılar. 1973-80 yılları arasında döviz kuru ayarlaması ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapıldı. Aralık 1978 tarihinde Avrupa Şûrası Mart 1979 tarihinden geçerli olmak üzere Avrupa Para Birliğinin kurulmasını kabul etti. 1979 yılında Avrupa Para Birimi (ECU – European Currency Unit) tanımlandı. 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren Euro, ECU’nun yerini aldı. Sonuç olarak, değişken kur sistemi paranın değerinin temel arz ve talep kurallarına göre değişimi sağlanmıştır. Bugün, forex piyasası dünyanın en büyük ve en likit piyasasıdır.
Inter-bank piyasası her gün spekülatif ve ticari işlem yoğunluğunun büyük bir bölümünü oluşturur.  Büyük bir banka günlük milyar dolar seviyesinde işlem yapabilir. Bu işlemlerin bir kısmı müşterileri için gerçekleştirilir, ancak büyük bir bölümü bankaların kendi hesapları ve hissedarları tarafından yürütülür.
Son zamanlara kadar, forex brokerları büyük hacimlerde işlemler, inter-bank trading ve küçük ücretler karşılığında anonim tarafları buluşturarak işlem yaparlardı. Bugün, bu sistem tamamen mükemmel bir işleyişe sahip elektronik sistemler ile yapılıyor. Bu teknoloji sayesinde trader tüm işlemlerini kendisi gerçekleştirebiliyor ve milisaniyeler ile ölçülen hızlarda alım satım yapabiliyor.

ULUSLARARASI ŞİRKETLER
Bu piyasanın en önemli parçalarından birisi ise aldıkları mal ve hizmetler için döviz (foreign exchange) alım satımı yapan şirketlerdir. Uluslararası şirketler bankalar ile karşılaştırıldığında çoğunlukla daha küçük hacimlerde alım satım işlemi yaparlar, şirketlere ait hareketlilikler piyasalara ve piyasa oranlarına kısa zamanlı olarak etki ederler.

MERKEZ BANKALARI
Ulusal merkez bankaları forex piyasalarında oldukça önemli bir rol oynarlar. Merkez bankaları para arzını, enflasyonu, faiz oranlarını ve resmi veya resmi olmayan para birimlerinin oranlarını kontrol altına almaya çalışırlar.

YATIRIM (FON) YÖNETIM FİRMALARI
Yatırım yönetim firmaları (genelde müşterilerine ait büyük hesapları kontrol ederler. Örnek olarak emeklilik fonları ve vakıf gelirleri) alım satım ve menkul kıymetler işlemlerini kolaylaştırmak için forex piyasalarını kullanırlar. Bazı fon yönetim firmaları müşterilerine ait hesaplar ile riskleri limitlendirme yöntemi ile spekülatif işlemler yaparak kar elde etme amacı güderler. Bu şekilde olan işlemler oldukça küçüktür ve birçoğu büyük varlık yönetimlerine sahiptirler ve bundan dolayı geniş trading (alım satım) hacimlerine ulaşabilirler.

HEDGE FONLARI
Hedge fonları, 1996 dan bu yana agresif parite spekülasyonları sebebiyle önem kazanmıştır. Hedge fonları milyar dolarların üzerindeki öz sermayeleri kontrol ederler ve milyar dolar seviyesinde borçlanma güçleri vardır, bundan dolayı merkez bankaları ile birlikte, eğer ekonomik dengeler hedge fonlarına kayıyorsa, hemen hemen her pariteyi destekleyebilirler.

FOREX BROKERLARI

İki çeşit forex broker tipi vardır: spekülatif alım satım imkanı veren brokerlar ve fiziksel teslimat yapan brokerlar. Örnek olarak satın alınan paritenin bir banka hesabına transferi.

Rakamlarla Forex
  • ABD Hisse Senetleri Borsası NYSE’de günlük işlem hacmi 25 Milyar Dolar civarındayken Forex piyasasında günlük işlem hacmi ortalama 5,5 Trilyon Dolardır.
  • Forex piyasalarındaki günlük işlem hacminin yalnızca %5′i hükümetlerin ve firmaların yaptığı işlemlerden oluşuyor. Geriye kalan işlemler spekülatif amaçlarla gerçekleştirilir.
  • Açılan pozisyonların %80’i, 7 günden daha kısa süre açık kalır.
  • Açılan pozisyonların %40’ı 2 günden daha kısa süre açık kalır.
  • Yapılan işlemlerin %85’i majör paritelerde gerçekleştirilir.
  • Yapılan işlemlerin %28′i EUR/USD paritesinde gerçekleştirilir.